|
PRİZREN
DOĞRU YOL Türk Kültür Sanat Derneğinin bulunduğu Prizren şehri bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosovanın en önemli il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Bugün Priştine yönünden Prizrene girerken, çok sayıda cami ve onların sivri minareleri, iki katlı, selamlıklı ve bahçeli evleri, kaldırımlı dar sokakları, eski dükkânları, hamamları, taş çeşmeleri, köprüleri ve eski kalesi göze batmaktadır. Bu özellikleriyle Prizren daha ziyade bir Anadolu kasabasını andırmaktadır. Bu bakımdan yüzyıllara uzanan uygar ve zengin tarihimizin ve ecdadımızın bizlere emaneti olan dini, sosyal ve kültür eserlerinin en çoğunu kapsayan, Balkan ve Rumeli kentlerinin başında Prizren'in geldiği belgelerce kanıtlanmıştır. Zaten Prizren'de yaşayanların günlük hayatlarının da adeta bir parçası olan bu eserler, kentin her köşesine damgasını vurmuş, geçmişten günümüze Prizren'i, Anıtlar, Müzeler ve Şairler kenti seviyesine mahzar etmiştir.
Zamanında olduğu gibi bugünde Balkanların merkez bölümünü Adriyatik Denizine bağlayan İşkodra-Prizren yolu Prizrenden geçmektedir ve bu istikametteki yol en kısadır. Zamanında Prizren için büyük önem taşıyan bu yol, Romalılar zamanında Via de Zenta, Orta Çağda ise Zeta Yolu adıyla anılmaktadır. Bu yol o zamanlarda Arnavutlukta önemli bir deniz ticareti merkezini oluşturan Leje kasabasından başlayarak, Kosovanın bütün kasabalarından geçerek Nişe kadar uzanıyordu ve burada Via Militaris-İstanbul yoluyla birleşirdi. O zamanlarda gibi, bu yol boyunca çok daha geçlerde de çok önemli mal ticaretinin gerçekleştiğini tarih kaynaklarından öğrenmiş oluyoruz.
Bugünkü adıyla ilk kez Prizrenden XI. asrın başlangıcında söz edilmektedir. Bizans devrinde bu kentin yukarısında
3 Km
uzaklığında Kız Kalesi (Vişegrad) ile Drvengrad - derebenciler kalesi (yol koruyucuları) gibi kaleler yapılmıştır. Bu dönemden önce Prizren adının çeşitli tarih dönemlerinde: Prizdriyan, Prizdriyana, Prizrendi, Porzerin, Perserin, Prizrin, Prezrin, Perserin vb. gibi geçtiği bilinmektedir. Osmanlı kaynaklarında da Prizren için değişik olarak birkaç adın geçtiğini beyan ederken, Örneğin: Pür-zeyn, Perzerrin, Pürzen, Pürzerin, Zerrin gibi bütün bu adların anlamında "Ziynet Dolu Şehir" anlamının çıktığını da vurgulamak gerekir.
Bu bölgede önceleri İlir boylarına mensup olan Dardanlar ve Keltlerin yaşadıklarına dair arkeoloji kazılardan belirlenmiştir. Roma döneminde burada ilk kent olarak Theranda'nın kurulduğuna inanılmaktadır. VII. yüzyılın başlangıcında buralara Güney Slavlar iskân ederek buraları yurt edinmişlerdir. Daha geçlerde buralardan Hun, Avar, Kuman ve Peçenek Türklerinin de gelip geçtiği ve yerleştiği bilinmektedir 479 yılında Batı Roma İmparatorluğun düşmesiyle ve doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans İmparatorluğunun) kurulmasıyla, Prizren yöresi Bizanslara düştü. Bu imparatorluk altında bazı kısa kesintileriyle XIII. yüzyıla dek kalmıştır.
XI. yüzyıla kadar Prizrende birçok hâkimiyet değişmiştir. Nitekim piskoposluğun kurulmasıyla Prizren Kral Mihaylo hâkimiyetine geçerek oğlu Konstantin Bodine devredilmiştir. 1073 yılında meydana gelen Bulgar isyanı sonucu Prizren yine Bizans hâkimiyetine girmiştir. 1169 yılında Pantina savaşından sonra, Sırbistana bağlı olarak Stevan Nemanya hâkimiyeti altına geçmiştir. Fakat 1190 yılında meydana gelen savaşı kaybettiğinden dolayı Prizren ilkin Bizanssın hâkimiyetine, 1204 yılında da Bulgarların eline geçmiştir. XIII. yüzyılın sonlarında tamamıyla Orta Çağ Sırp Devleti hâkimiyetine girmiştir.
XIII. yüzyılların başlangıcında Orta Çağ Sırp Devletinin güneye doğru ilerlemesiyle, Prizren o devletin merkez bölümünde kaldı ve onun önemli ekonomi, kültür ve siyasi merkezi oldu. XIV. yüzyılın başlangıcında, o zamanki koşulara göre Orta Çağ Sırp Devletinin çok gelişmiş bir merkezi olmuştur. Bu yüzden birçok araştırmacılar Prizrene o zamanda "Balkanların Dubrovnik'i" adını da vermiştir.
Böyle gelişmiş ve zengin olan Prizren, her taraftan insanları kendine çekmiş, zaman zaman Sırp çarlığının başkenti görevini de görmüştür. Daha sonraları Prizrende paranın basılması, onun gerçekten o dönemde ne kadar büyük ve önemli bir idari merkezi olduğu tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır. Çar Duşanın ölümünden sonra ilkin çocukları ve diğer Sırp despotların eline geçerek Prizren, yavaş yavaş XIV. yüzyılın ortalarında gerilemeye ve ticaret kenti şanını yitirmeye başlamıştır. O dönemde olagelen tedirginlikler bu yitirme sürecini daha da hızlandırmıştır. Osmanlı Devletinin gelişme ve ilerleme döneminin en ünlü hükümdarı Fatih Sultan Mehmet Han kumandası altında bulunan Osmanlı ordusu, ilkin İşkodrayı müteakiben de Prizren'i 21 Haziran 1455 yılında, Ahmet Bey Evrenoszade fethetmiştir. Fakat o yıldan önce de Gazi Evrenosbey komutasındaki akıncıların seferleri sonucunda uzun zaman aralıklarla olsa bile, birkaç defa el değiştirmiş bulunan Prizren'in Türk karakteri daha o zamanda biçimlenmeye başlanmıştır. Akıncı kuvvetlerin kenti ele geçirmeleri sırasında, İslâm dinini kabul edenlerin yanı sıra, akıncılarla birlikte Prizren'e yerleşen Osmanlıların da bu biçimlemede önemli rolleri olmuştur.
Osmanlıların fethettikleri her önemli yörede dini ve ticari yaşam için en gerekli koşuları hemen yaratma girişiminde bulunma geleneğine saygı göstererek, Prizrende bir kaç dükkân yanı sıra, çatışmaların yürütüldüğü yerde bugünkü Sağlık evinin ardında bir Namazgâh inşa etmiştir. biraz sonra, Osmanlılar bütün askeri güçlerini Prizren kalesine yerleştirmiştir. Fetih sonrası bir süre Kosovada kalan Fatih Sultan Mehmet Han, bir seferinde Prizreni de ziyaret etmiştir.
Osmanlıların eline geçtikten hemen sonra Prizren, Sancak yöresinin Yönetim Merkezi olmuştur. Osmanlı idaresi döneminde Prizrene uygun idare birkaç kere değişmiştir. Prizrenin bu görevi hakkında 5 Haziran 1570 yılında yazılan ilk evrak Prizren Kanunnamesidir.
XV. ve XVI. yüzyıla ait Prizren hakkındaki bilgilerin çok kısıtlı olmasına rağmen, bazı deliller, Prizrenin kısa bir zaman içinde canlanmayı başardığını göstermektedir. Prizrende yavaş yavaş İslam dininin yaygınlaşmasını yanı sıra ticaret, zanaatçılık ve kültür eğitim yaşamın daha da ilerlediğini göstermektedir.
XVI. asrın yarısında Prizren'de esnaf, zanaat örgütleri kurulmaya başlamış. İlkin tabak, demirci, saraç ve terzi, bundan sonra, tüfekçi ve kuyumcu esnafları kurulmuş. Bundan başka bu dönemde devlet adamları ve önde gelen kişiler çok sayıda mimari ve diğer eserleri inşa ederek, kasabanın gelişmesini sağlamışlardır. Böylece Prizren kentleşme açısından her yönüyle gelişmeye başlamıştır. O dönemlerde zanaatçılık çok gelişmiş bir durumda olduğu için, Prizren tüccarlarının bütün Rumeli ve Anadolu tüccarlarıyla da işbirliği yaptığı bilinmektedir. Osmanlıların "Şairler Yuvası" olarak bildirdikleri Prizren'de bugün bile adları anılan tanınmış şair ve kişiler yaşamış, burada doğmuş ya da burada ölmüştür. Örneğin: Suzi Çelebiden başka, kardeşi Nehari, Sucudi, Aşık Çelebi, Sa'yi, Şem-i, Behari, daha geçlerde Mehmet Tahir, Hacı Ömer Lütfü vb. Osmanlıların XV. yüzyılda bu topraklara gelmeleriyle, buralarda bilhassa ilk yıllarda Osmanlı kültürünün de etkisi görülmeye ve hissedilmeye başlamıştır. Daha geçlerde bu etkinin bilhassa Prizren'de egemen olması nedeniyle, Osmanlı medeniyetinin yayılmasında ve korunmasında Prizren'in de çok önemli rol oynadığı bir gerçektir.
XVII. yüzyılın başlangıcında Prizren, Balkan yarımadasının en büyük kasabalarından birini oluşturuyormuş. 16231624 yılları arasında Prizrende 12.000 Müslüman, 200 Katolik ve 600 kadar Sırp yaşıyormuş. 16891690 yıllarında başlayan Osmanlı-Avusturya savaşları döneminde meydana gelen trajik olaylara kadar, Prizrenin büyük ve gelişmiş bir ticaret kasabası da olduğu bilinmektedir. Uzun dönem hüküm süren sakin durum ve her yanlı kalkınma, nüfus sayısının artmasına da neden olmuştur. Öyle ki, kaynaklar 1655 yılında Prizrende 12.000 civarında hanenin mevcudiyetini bildirmektedir.
Osmanlı-Avusturya savaşları esnasında Prizren ve yöreleri en büyük zararlar görmüştür. Bu savaş yanı sıra Osmanlı Arnavut paşa ve beylerin de feodal anlaşmazlıkları, Prizreni birkaç defa viranlığa mahkûm bırakmış, bir zanaat merkezi olarak da yıllarca zoraki bir hayat sürüp-yaşanmıştır.
XVIII. yüzyılın sonlarından Prizrenin gelişmesinde yeni bir dönem başlamıştır. Söz konusu dönem iyi bir ölçüde, Rotla ailesinin iktidarına bağlanmaktadır. Rotlalar önemli bir feodal kabile olarak daha XVI. yüzyılda belirmiştir. Daha sonra Prizren ve Podgoritsa hasında hükmü ele geçirmiştir. Rotla kabilesinin başında Sinan Paşanın bulunduğu bilinmektedir. Ondan sonra bu ailenin kimi üyeleri de Prizren ve çevresindeki durumun düzene koyulması için büyük katkılar sunmuşlardır ve bu kentin XVII. ve XIX. yüzyıllarında kalkınması için büyük emek vermişlerdir. Bir dönem Prizrende Sali Paşa da hükmetmiş, ancak Rotlalar onları 1794 yılında buradan kovarak tüm Prizren yöresinde hâkimiyeti ele geçirmiştirler.
Rotlalar Osmanlı Sultanına 1831 yılına kadar sadık kalmışlardır. Lakin aynı yılda Mahmut Paşa Rotla, Hüseyin Gradaşevçin yönetimi altındaki Bosna ayaklanmacılarına katılıp, Osmanlı Ordusunun yenilmesine neden olmuştur, ancak bu yüzden daha sonra tutuklanarak Osmanlılar tarafından öldürülmüştür. Rotla iktidarında bulunan çok sayıdaki Prizren paşaları ve mutasarrıfları, her bakımından burada yaşayan halklara toleranslık ve hoşgörülü davranışlarıyla tanınmışlardır. Rotla paşalarından özellikle de Saffet Paşanın ve Hüsnü Paşanın Prizrenin ekonomi ve kültürel kalkınmasında büyük payları geçmiştir. Saffet Paşa 18711875 yıllarında, yarısı Türkçe ve diğer yarısı da Sırpça olmak üzere Prizren adı altında vilayet gazetesini yayınlamıştır.
XVIII. yüzyılın ikinci yarısında özellikle XIX. yüzyılda, her yanlı ve güçlü kalkınma itibarıyla Prizren en yüksek gelişme seviyesine ulaşmıştır, aynıca yönetici görevinin yöresel ufku da genişlenmiştir. Kostiçe göre Prizren, Mahmut Paşa yönetimi altında eyalet merkezi olmuştur. Buysa Osmanlı Devleti yönetim yöresel birimlerinin listesinde en yüksek basamağa ulaşmak demektir. Bu unvanı Prizren 1831 yılında kaybetmiştir. O yıl Mahmut Paşa, Sultan Mahmut II. tarafından uygulanan reformlara karşı gelen Kosova isyancılarına katılarak, Prizrenin ün kazanmamasına neden olmuştur. Söz konusu reformlarla kapsanan en önemli unsur da eyaletlerin, vilayetlere dönüşmesi öngörülmüştü. Üsküp Vilayetinin kurulmasıyla 1843 yılında Prizren Sancağı, onun yapısına girmiştir. Prizren, 1868 yılında Prizren Vilayeti merkezi olmuştur. Prizren bu önemli rolünü 1865 yılında Osmanlı Devleti tarafından kabul edilen yeni kanun sayesinde kazanmıştır. Bu durumla ona Elbasan, Mate, Debre, Luma ve Gusinye yöreleri, İpek yöresi, Metohiya, Kosova, Üsküp, Kalkandelen, Gostivar ve doğu Makedonyanın büyük bir bölümü, kuzeyde ise İvranye, Leskovça, Niş, Prokuplye ve Kurşumliyaya kadar uzanan büyük yöreler de teslim edilmiştir. Bununla Prizren Vilayeti 4 sancağı: Prizren, Üsküp, Niş ve Debreyi kapsıyordu ve Rumelinin en büyük vilayeti olmuştur. Prizren Vilayetinin kurulmasında asıl sebebinin ne olduğunu ve neden Prizrenin merkez seçildiği konusuna dair bugüne kadar kesin bir yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Çünkü bugüne kadar Prizren Vilayeti hakkında çok az sayıda yazılı evrak mevcuttur. O dönemde meydana gelen çatışmaların son bulması, Arnavut halkının silahsızlanması, vergilerin sıralı toplanması ve Arnavutların sıralı askerlik görevlerinin yapmaları için Prizren Vilayetinin kurulması için en önemli nedenlerdi.
1878 yılında Berlin Barış Antlaşmasından sonra, Prizrenden Vilayet merkezi idaresi, Priştineye taşınmıştır. O dönemde Prizren Sancağına 5 kaza düşüyordu: Prizren, Rahovça, Kalkandelen, Gostivar ve Luma. Osmanlı hâkimiyeti döneminin sonlarında devlete ki anarşi olaylarını ve yerel yöneticilerinin bölücü amaçlarını imha etmek için, Osmanlı idaresinin kuvvetsiz kalması, Prizrenin yönetim görevi anlamını temelden yıkmıştır.
XIX. yüzyılın sonlarında Prizrenin nüfusu en yoğundu. Öyle ki 1874 yılına ait Kosova Vilayeti Salnamesine göre o dönemde Prizrende 43.922 nüfus yaşamaktaydı. Bu sayıdan 35.622si Müslüman olurken, 8300ü de Hıristiyandı. Oysa 1876 yılın ait Kosova Vilayeti Salnamesine göre Prizrenin nüfusu 39.952ye inmişti. Bundan 30.716 Müslüman, 7.458i Hıristiyan (Ortodoks-Katolik) ve 1.778i Sinsardı.
XIX. yüzyılın son yıllarında nüfus sayısında hızlı bir şekilde düşüş kaydetmiştir. 1910 yılında yapılan nüfus sayımlarına göre Prizrende 30.385 kişiden oluşan 4.497 ailenin mevcudiyeti ileri sürülmektedir. 3.200 Müslüman ailesi veya 23.800 kişi, 870 Sırp ailesi veya 4.350 kişi, 190 Latin-Katolik ailesi veya 950 kişi, 145 Yunan-Vlah ailesi veya 725 kişi ve 92 Rom ailesi veya 460 kişi.
Vilayet merkezi olarak Prizrende bulunan kalede devamlı olarak Osmanlı askeri bulunuyormuş. Prizrende vilayet askeri güçlerin normal koşullar altında sahip oldukları 2.818 piyade ve 836 süvari askeri varmış. Böylece Prizren kışlası asker sayısıyla Niş, Üsküp ve Debre kışlalarından çok daha büyükmüş.
1291/1874 yılına ait Prizren Vilayeti Salnamesine göre, Prizren Sancağına 7 kaza düşüyordu: Prizren, Yakova, İpek, Priştine, Gilan, Vıçıtırın, Kalkandelen, Gusiye ve Luma. Aynı salnameye göre o zamanda Prizrende: diğerleri arasında
120 metre
yükseklikte bir kale ve burada ki kışlada Sultan Ordusunun II. Alayının II. Taburu konuşlanmıştır. Onun yanında daha yükseklikte olan Kız Kalesi ve Kara Potok yanında da eskiden kalan Alaca Mağaza adında bir takım kalıntılar mevcuttur. O zamanda Prizren 22 mahalleden oluşmaktaydı. Şehirde 563 dükkân, 13 han, 2 hamam, 25 cami ki bunlardan 23ü minarelidir. 100 kitaplık bir kütüphane, 8 tekke, 15 türbe, 4 kilise, 9 köprü, 125 değirmen ve 150 çeşme bulunmaktaydı.
XIX. yüzyılın sonlarında Prizrende 27 cami ve 23 mahalle bulunuyormuş: Gazi Mehmet Paşa Camii, Sinan Paşa Camii, Emin Paşa Camii, Suzi Camii, Kukli Mehmet Bey Camii, İlyas Kuka Camii, Müderris Ali Efendi Camii, Maksut Paşa Camii, Terzi Memi Camii, Mahmut Paşa Camii, Hacı Kasım Mahallesindeki Kukli Mehmet Bey Camii, Katip Sinan Camii, Mevlâna Cafer Efendi Camii, Çuhacı Mahmut Camii, Seydi Bey Camii, Tercüman İskender Camii, Hacı Ramadan Camii, Ahmet Bey Camii, Seydi Bey (Kurila) Camii, Kırık Cami, Mustafa Paşa Camii, Beyzade Mehmet Bey Camii, Yakup Bey Evrenoszade Camii, Mahmut Paşa (Kale) Camii, Budak Hoca Camii, Mahmut Paşa (Bülbüldere) Camii, Cuma-Atik Camii.
1910 yılına ait bir belgede ise, Prizrende şu mahalleler bulunuyormuş: Kurila Mahallesi, Dragoman - Levişa Mahallesi, Kâtip Sinan Mahallesi, Çingene Mahallesi, Yeni Mahalle, Cuma Cami Mahallesi, Lakuriç Mahallesi, Çuhacı Mahmut Mahallesi, Ahmet Bey Mahallesi, Hacı Ramadan (Kör Ağa) Mahallesi, Gazi Mehmet Paşa (Bayraklı) Mahallesi, Yukarı Tabakhane Mahallesi, Aşağı Tabakhane Mahallesi, Maksut Paşa (Maraş) Mahallesi, Varoş Mahallesi, Panteliya Mahallesi, Sinan Paşa Mahallesi, Şadırvan Mahallesi, Seydi Bey Mahallesi, Müderris Ali Efendi Mahallesi, Suzi Mahallesi, Beyzade Mahallesi, İslahana Mahallesi, Hoça Mahallesi, Çingene Mahallesi, Hacı Kasım Mahallesi, Troşan Mahallesi, Muhacir Mahallesi ve Saraçane Mahallesi.
Osmanlı Devletinin Avrupa bölümünde en büyük zanaat merkezi olarak bilinen Prizrende XIX. yüzyılda birkaç önemli çarşı varmış. En büyük çarşıları: Arasta ve Şadırvan çarşılarıymış. O zamanda Prizrende 124 farklı zanaat türü ve çarşıya bağlı olan daha 8 meslek türü mevcutmuş. Aynıca o dönemde Prizren silah yapımı ile de çok ünlü bir merkez olarak tanınmıştır.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Prizrende kültür eğitim yaşamı da ilerlemişti. O dönemde vakıfların girişimi üzere Türk, Arnavut, Sırp ve İtalyan dilleri üzere öğrenimin sürdürüldüğü ve birkaç okulun açıldığı da bilinmektedir. Prizrende eğitim yaşamının gelişmesinde dini adamların ve zengin tüccarların rolü çok büyükmüş.
Prizrende ilk medreseyi XVI. yüzyılın ortasında Gazi Mehmet Paşa kurmuştur. XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Prizrende şu medreseler mevcuttu: Gazi Mehmet Paşa Medresesi, Emin Paşa Medresesi, Sinan Paşa Medresesi, Mahmut Paşa Medresesi yanı sıra 21 iptidai mektebi de varmış.
O dönemde Prizrenin kültür yazın ve sanat yaşamı da çok zengindi. Önceki dönemlerden kalan önemli geleneklere sahip olan Prizren XVIII. ve XIX. yüzyılda çok sayıda sanatçıları bir araya toplamış ve yerel çerçevesini aşarak Rumelide en güçlü sanat merkezlerinden biri olmuştur. Şiir yaratıcılığı alanında özellikle Arapça ve Türkçe dilleri üzere el yazma ile seçme kitaplarını yazan ünlü Prizrenli şair Hacı Ömer Lütfü ad yapmıştır.
Bunlar yanı sıra XIX. yüzyılın ikinci yarısında Prizren aynıca bağımsızlık devrimci hareketlerin merkezi de olmuştur. 10 Haziran 1878 yılında Prizrende Mehmet Paşa Medresesinde Prizren Birliği namı altında tanınmış Arnavut Birliğinin toplantısı da düzenlenmiştir. Öyle ki Osmanlı idaresinin son döneminde Prizren çalkantılı ve önemli tarihi olaylar içinde bulunmuştur.
Balkan savaşları döneminde Sırp Ordusu 31. Ekim 1912 yılında Prizreni ele geçirmiştir. Sırbistan Krallığı yapısına katılırken, Prizrende, politik ve toplumsal-ekonomik ilişkilerinde büyük değişmelere neden olmuştur. Ekonomik memnuniyetsizlikler nedeniyle XIX. asrın sonlarında göze çarpan nüfusun yavaş yavaş azalması ve Prizren Müslümanlarının büyük bir sayısının Türkiyeye göç etmesiyle, bu göç 1912 yılında ve daha sonraki yıllarda daha da yoğunluk kazanmıştır ve genellikle Müslüman zenginlerinde daha da belirgindi. Öyle ki 1910 yılında nüfus sayısı 21.244 olurken, 1913 yılında bu sayı 18.174de inmiştir.
Prizren I. Dünya Savaşın başlamasına kadar önemli toplumsal ve demografi değişmelerle karşılaşmıştır. Bu dönemde feodal ilişkileri kaldırılarak mal-para ilişkileri belirmiştir. Bu yönde Prizren ne kadar gelişmişse de hiçbir zaman eski seviyesine ulaşamamıştır. 19151918 yılları arasında Bulgar istilası döneminde Prizrende çok sayıda insan ve büyük bir ölçüde maddi kaybı olmuştur. Çoğu belgelerde bu istila döneminde diğer kentlere kıyasen Prizrenin en çok zarar gördüğü bildirilmektedir. Bulgar istilası Prizrenin zengin tarihinin en kara sayfalarından birini oluşturmaktadır. Bu dönemde Prizrende çok sayıda önemli yazılı ve diğer eser de çalınıp yok edilmiştir.
1918 yılında Bulgaristan ve Macar egemenliği sona varınca, Prizren yeni kurulan Sırp Hırvat ve Sloven krallığına bağlanmıştır. Bununla Sırpların toplumsal siyasal durumu düzeldikçe, Arnavutlar ve Türkler ise yine bir ulusal haksızlık durumla karşı karşıya gelmiştir.
İki savaş arasındaki (19181941) dönemde birkaç yönetimin değiştiği Prizren, yine önemli bir şehir olarak kalmıştır ama eski seviyesini ve ününü koruyamamıştır. SHS Krallığının 1921 yılında getirmiş olduğu anayasa gereğince Priştine merkez olmak üzere Kosova Bölgesi kuruldu, Prizren ise bir il olarak, İlçe ve belediye merkezi olmuştur. Yönetimde bulunanlar kendi menfaatlerini korumak amacıyla yapılan çeşitli yolsuzluklar nedeniyle Prizrende hiçbir ilerleme sağlanamamıştır. Aksine, yapılan yolsuzluklar ve hiçbir endüstri objenin olmayışı Prizreni Eski Yugoslavyanın en geri kalan şehirleri seviyesine getirmiştir. Bu dönemde ekonomi yolsuzlukları yüzünden bilhassa I. Cihan harbinden sonra da zanaat ve ticaretle zengin olan Prizrende çoğu zanaatçı ve tüccarların bilhassa Arnavut ve Türk asıllı olan tüccar, zanaat ve esnafın batmasına neden olmuştur.
Bu dönemde Türklere ve Arnavutlara ilişkin yapılan yanlış siyaset yöntemi yaşamın her alanında yankı uyandırmıştır. Bu yüzden bu baskı ve yolsuzluklar nedeniyle zengin ve önemli Türk ve Arnavut ailelerinin büyük bir bölümü yine Türkiyeye göç etmiştir. Bu dönemden başlayan ve daha sonraki dönemlerde de devam eden göç bugün Kosovanın diğer şehirlerinde gibi Prizrende de Türk sayısının azalmasına neden olmuştur.
İki dünya savaşı döneminde Prizren okullarında dersler Sırpça ve Türkçe olarak gerçekleşmiştir. Dini karakterini taşıyan Türkçe dersler mektep ve medreselerde gerçekleşiyordu ve bu durum II. Dünya Savaşın başlamasına kadar devam etmiştir. Ondan sonra Kosovada tüm mektep ve medreseler kapatılmıştır, sadece Gazi Mehmet Paşa Medresesi çalışmalarına devam etmiştir. Sırpça dersler ise 1934 yılında yeni açılan lisede ve diğer mekteplerde gerçekleşmeye başlamıştır.
II. Dünya Savaşı esnasında Prizren 1943 yılına kadar İtalya işgali altında bulunmuştur. O dönemlerde Prizrende sosyalist devrimin işaretleri belirmeye ve gelişmeye başlamıştır ve bu durum II. Dünya Savaşın sonuna kadar devam etmiştir. Bu etkinliklerde o dönemki Prizren gençlerinin büyük rolü olmuştur. II. Dünya Savaşın sona ermesinden Prizren 1947 yılına kadar Kosova ve Metohiya bölgesinin merkezi idi. Ondan sonra ise merkez Priştineye taşınmıştır.
Savaş sonrası Prizrenin ekonomi, kültür ve kentleşme açısından gelişmesi etaba ayrılmaktadır. Savaş sonrası çok geri kalmış Kosovada, ekonomi-endüstri-madenciliğin gelişmesi için, 19471955 yıllarına kadar bütün yatırımlar bu alanlar için yönlendirilmiştir. Bu gelişmelerle Metohiya-Dukacin bölgesi kasabaları ve Prizrende de dâhil kapsanmamıştır. Bu dönemde Prizren geri kalmış, sadece zanaatçılığı geliştiren, endüstri ve endüstri işlerine sahip olmayan, pek az tarım üretimleri üreten, alt yapısı gelişmiş bir şehir idi.
Altmışlı yıllarda Prizrenin ekonomi bakımından gelişmesi, endüstri açısından bir zanaatçılık geleneğine göre gerçekleşmeye başlamıştır. İlk önce ayakkabıcılar 1947 yılında Komuna ayakkabı fabrikasını kurdular. Aynı yılda kuyumcular da Filigran iş örgütünü kurdular. 1948 yılında Famipa metal işletme fabrikası. Tekstil yönünde ise 1958 yılında Printeks fabrikası, 1963 yılında Farmakos ilaç fabrikası, Daha sonra Progres-Eksport besin ve tarım endüstri şirketi vb. önemli endüstri şirket ve fabrikaları kurulmuştur. Bu dönemde Prizrenin eğitim ve kültür alanında da gelişmesi için büyük çabalar sarf edilmiştir ve 1951 yılında Türklerin de resmen sahneye çıkmaları dolayısıyla Türkçe, Arnavutça ve Sırpça dillerinde ilk ve ortaokulların açılmasına gidilmiştir.
İki savaş arası dönemde nüfus sayısının azaldığı görünürken, savaş sonrası nüfus sayısının çoğaldığına tanık oluyoruz. 1931 yılında Prizrende sadece 16.358 kişi yaşıyordu. (1921 yılına 56, 1910 yılına kıyasen 4886 kişi daha az). 1948 yılında 20.540, 1953 yılında 22.997, 1961 yılında 28.062, 1971 yılında 41.681, 1981 yılında 61.801 nüfus yaşamaktaydı. 1991 yılında yapılan son sayımlara göre Prizrende 91.956 kişi yaşamaktadır. Yapılan kimi araştırmalara göre 2001 yılında Prizrende nüfusun 140.000e bugün ise 160.000 ulaştığına inanılmaktadır.
19531961 yılları arasında Prizrenden çok sayıda Türk ailelerinin Türkiyeye göç ettiği durumu göze batmaktadır. Bu göçle çok sayıda Arnavut ailelerinin de kapsandığı bilinmektedir. Bu dönemde Prizrenin kentleşme açısından ilerlemesi yönünde çeşitli görüş farklılıklara yol açmıştır. Birileri Prizrenin önemli bir tarih kenti olarak bütün özelliklerinin korunması görüşünde olurken, diğerleri kentin tamamıyla yeni bir kimlik kazanması yönündeki gelişmelere destek vermiştir. Sonunda ortaklaşa alınan bir karara göre, Bistriça dersinin sol tarafındaki Prizren bölümü bütün olarak devlet koruması altına alınıp eski haliyle korunmasına gidilmiştir. Sağ taraftaki bölümde ise her türlü gelişme ve ilerlemelere gidileceği bildirilmiştir. Gerçekten de 60lı yıllarda Prizrende kentleşme açısından büyük değişmeler meydana gelmiştir. Çoğu eski eserler yıktırılarak yenileri inşa edilmiştir. Tabakhane semtinde çoğu yerler onarılmıştır. Şehir içinde Bistriça deresinin yalısı yapımı için, tüm değirmenler kaldırıldı, giriş ve çıkışlarda mevcut olanlar yıktırılmamıştır. Merkezde Saraçhane Çarşısı, Arasta Çarşısı ve Kuyumculuk çarşıları ortadan kaldırılmıştır. Buralarda şehir merkezi, yeni caddeler, posta, banka, otel Theranda, Kültür Evi gibi yeni objeler kurulmuştur. Daha sonra bu kentleşme yöntemiyle daha birçok önemli eserler de yıktırılarak yenileri inşa edilmiştir, taşra arazilerinde ise yeni semtler meydana getirilmiştir: Lakuriç, Ortakol, Tuzsuz.
Bu ve diğer girişimlerle Prizren büyük bir ölçüde iç fizyonomisini değiştirip, eski ve yeni kültürlerin kaynaştığı, önemli bir yönetim, turistik ve endüstri yerleşim yeri olarak gelişmeye başlamıştır. 1999 yılında meydana gelen savaşta, Kosovanın diğer kentleri gibi Prizrende bu savaş etkisinde kalarak ağır bir dönemden geçmiştir. Savaş sonrası Prizrenin her yönlü gelişmesi yönünde UNMIK ve NATO güçleri yanı sıra yerel seçimlerinde kurulan Belediye Meclisinin de çaba sarf ettikleri görülmektedir.
|